8 Temmuz 2011 Cuma

Rusya'ya Seyahat Hazırlıklarım ve Yolculuk

İnsanın hala inanası gelmiyor, Rusya'ya vizesiz seyahat edebiliyoruz ve ben bundan faydalanma şansını yakaladım. Benim için vize veya vize almak çok büyük bir kabus oldu her zaman. Türkiye'de yaşamak ve Türk Vatandaşı olmak özellikle de Avrupa'da bir tabu gibi. Nereye vizeye başvurursanız başvurun sizden evraklar isterler, fotoğraf, vize talep formu, niye geliyorsun, ne yapacaksın, ne kadar kalacaksın, nerede kalacaksın gibi... Bir de bunların hepsini belgelendirmenizi beklerler. Gerçekten sıkıntılı bir süreçtir. Vize verecekler mi, ne zaman verecekler, kaç günlük vize verecekler, işin para ödemeniz gereken kısmından bahsetmiyorum bile. Ancak dediğim gibi biz şu anda Rusya'ya vizesiz gidebiliyoruz.

Askerden döneli aşağı yukarı bir, bir buçuk yıl olmuştu ve arkadaşım Kansu ile birlikte Rusya'ya gitmeye karar verdik. Kansu ile İşkur kursunda tanıştığık ve daha sonra çok iyi arkadaşlar olduk. Asker dönüşü işsizlik dolayısıyla İşkur'un açtığı kurslara gitmiştim orada tanıştık. O dönemde işsizsen İşkur sana iş sağlamak amacıyla kursa yönlendiriyor ve bu kurs süresince de biraz bahşiş veriyordu, o zaman çok işime yaradı. Daha sonra da öyle konuşurken birbirimizle seyahat hakkında fikirlerimiz paylaştık. Böylece bu seyahati yapmaya karar verdik.

Tabi yine de böyle bir seyahati gerçekleştirebilmek için pasaporta ihtiyacınız var. Ben hayatım boyunca hiç yurtdışına çıkmadım. Dolayısıyla ne yapılır, nasıl yapılır hatta pasaport ne onu bile bilmiyorum. Öncelikle biraz araştırma yaptım. Şansıma tam bu dönemde devlet pasaport almayı ve ücretlerinde kolaylığa gitti. Bende hemen başvurdum. Önce randevu alıyorsunuz, belirli bir emniyet müdürlüğüne giderek fotoğraf ve parmak izinizi veriyorsunuz. Bankaya yaklaşık 400 tl yatırıyorsunuz, on yıllık pasaport için. Ve 2 gün içinde pasaportum eve geldi. Tam 60 sayfa tepe tepe kullanmam için hazırlamışlar. Pasaportumu alınca beni bir heyecan sardı. Artık bu bir hayal olmaktan çıkmış gerçekleşiyordu.

Ben iş yerimden 10 günlük yıllık iznimi aldım. Tarihi 8 Temmuz 2011 olarak belirledik. Şimdi de uçak biletlerini almamız gerekiyor. Ucuz olması için 2 ay önceden almaya karar verdim. Biletleri Aeroflot'tan (Rus Havayolu Şirketi) almak için internet sitesine girdim ama kredi kartım ilginç bir şekilde onaylamadı.  Ben de bunun üzerine Aeroflot'un Harbiye ofisine gittim ve uçak biletlerini bizzat elden aldım. İki kişi gidiş dönüş aşağı yukarı 1200 TL ödedim. Önümüzde hiç bir engel kalmadı. Ben daha önceden bu seyahat için ciddi bir miktar para biriktirmiştim. En azından bu anlamda bir sıkıntı yaşayacağımızı düşünmüyorum.

Hayatımda ilk defa yurtdışına çıkıyorum. Bu anlamda çok heyecanlıyım. Ama vizesiz gidiyor olmamız en aznından bizim için bir kolaylık. Uçak biletlerini de alınca bana göre artık Rusya'ya gitmiştik. Daha önce yurtdışına gitmediğim gibi kendim otelde de kalmamıştım ve ne yapacaktık, nerede kalacaktık bir fikrim yoktu. Bir arkadaşımdan Couchsurfing'i kullanmak konusunda tavsiye aldım. Hemen Couchsurfing aracılığıyla yazışarak ve araştırarak kalacağımız yeri ve bize ev sahipliği yapacak Rus arkadaşımızı ayarladık. Couchsurfing, seyahat eden insanların, evlerinde bir misafir için fazladan yeri olan insanlarla iletişim kurmasına yardımcı oln bir internet sitesi. Artık her şeyimizle hazırdık. Herhangi bir planımız yok, sadece Moskova'ya gitmek ve 10 gün boyunca çılgınlar gibi gezmek, olabildiğince çok yer görmek ve gördüğümüz herkesle tanışmak istiyoruz. Zaten zamanımız az. Nasıl olsa sonra tekrar tekrar gideriz, mühim olan bir kere gidelim, ayağımız alışsın.

Ancak beklenmedik bir anda hiç beklemediğim bir eposta aldım. Bizim Couchsurfing ev sahibimiz bizi misafir edemeyeceğini söyledi. Ne yaparız, ne ederiz diye düşünürken, sağolsun yine kendisi bize yardımcı oldu ve bizi başka bir arkadaşına yönlendirdi. Bu arada gerçekten korktum.

Şimdi de biraz hazırlıklarımızdan bahsedeyim. Ben sadece 40 litre kadar bir sırt çantası almaya karar verdim. Kansu'da bir bavul hazırlamış. Benim güzel bir fotoğraf makinem vardı ve bu seyahat onu kullanmak için muhteşem bir fırsat. Ayrıca ne olur ne olmaz diye ben cep telefonum için bir yurtdışı konuşma paketi yükledim. Herhalde uçak biletlerini saymazsak seyahatim boyunca aldığım en pahalı şeydi. Ben biraz Rusça öğrenmeye çalıştım ama çok zor bir dil ve bu kadar kısa zamanda kendi başınıza bir şeyler öğrenmek çok zor, ben de bunun üzerine en azından okuma konusunda sıkıntı yaşamamak adına Kiril alfabesini öğrendim. En azından tabelaları veya panoları okuyabilmek adına. Aynı zamanda benim iş yeri Nişantaşı'nda olduğu için döviz bürosundan Rus Rublesi aldım. Oraya gittiğimizde cebimiz boş olmasın diye. Yaklaşık olarak 100 Rus Rublesi 6 Türk Lirasına denk geliyor. Ve hazırız.

8 Temmuz günü geldi ve biz herşeyimizle hazırız. Uçağımız Atatürk Havalimanı'ndan kalkıyor. Ben ilk defa yurtdışına çıkacağım için hem heyecanlı hem de çok gerginim bu yüzden havaalanına uçuştan tam 4 saat önce vardım. Hem de bu dış hatlar nedir diye merakta ettiğim için biraz gezerim, takılırım diye düşündüm. Havaalanına gidip Kansu'yu beklemeye başladım yani bizim dış hatları gezme hayalimiz check-ine takıldı. Bilmiyordum, öğrendim. Bir süre sonra Kansu'da geldi, çantaları uçağın altına verdik. Tabi yurtdışı çıkış pulu ya da resmi adı ile harç pulunu unutmamak lazım, bu 15 TL değerndeki ufacık pul olmadan yurtdışına çıkmanıza izin vermiyorlar. Ben yine ufak bir şok geçiriyorum.

Güvenliği ve pasaport kontorlü herhangi bir sıkıntı olmadan geçtik. En sonunda şu dış hatlar neymiş göreceğiz. En çokta free shop yani vergisiz alış veriş nasıl bir şey onu merak ediyorum. Ama büyük bir hayal kırıklığı. Evet özellikle alkollü içkiler ve tütün ürünleri ucuz ama diğer şeyler hiçte ucuz değil. Ayrıca açsanız ya da canınız bir şey içmek isterse yandınız. Dışarıda olan markalar bile içeride tamamen farklı ücretlere satılıyor. Neyse en mantıklısı otur oturduğun yerde ve uçağını bekle.

Biz uçağın kapısının açıklanmasını beklerken anonsla bizim uçağın rötar yaptığını öğrendik. Bizimle birlikte bekleyen çok sayıda Rus'da vardı. Aeroflot yetkilileri geldi ve bize Moskova'daki hava şartları sebebiyle uçuşun ertelendiğini ancak bir gelişme olması durumunda hemen haber vereceklerini söylediler. Biz de hep birlikte beklemeye başladık. Bizim uçağımız saat 22:50'deydi. Uzun süre bekleyeceğimiz anlaşılınca bize battaniye, sandviç ve içecek verdiler. Uçağa ancak 12 saat beklemeden sonra binebildik. Aslında bu durum benim pek umurumda değil ama asıl düşündüğüm şey benim tatilimden 10 saatin çalındığıydı.

Uçuşumuz ve uçak çok konforluydu. Daha önce sadece Hava Harp Okulu'na girebilmek için bizim okuldan kamp alanına dandik bir askeri uçak ile uçmuş, sonrasında da kampta 7 saatlik pervaneli uçakla uçuş eğitimi almıştım ama hiç ticari bir uçağa binmemiştim. Uçağımız tek koridorlu bir uçaktı. Hostesleriz inanılmaz güzeldi. Bize çok lezzetli bir yemek servisi yapıldı. Bu ilaç gibi geldi çünkü havaalından 12 saat beklemek bizi iyice acıktırmıştı. İşte Moskova'ya uçuyoruz.


Üç saatlik çok rahat bir uçuştan sonra Moskova Şeremetyevo Havaalanı'na ulaştık. Hadi bakalım pasaport ve gümrük kontrolünü geçip Rusya'ya girebilecek miyiz?....




Aydın Güleç


Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme