1 Haziran 2018 Cuma

Seyahate Neden Çıktım?



36 yaşındayım. Bu bir sebep değil ama benim için bir başlangıç noktası. Ağustos 2017’de işimin başında ve sadece eve dönmeyi bekliyordum. Ben genelde sahada çalışıyordum ve işim bitmek üzereydi. Bu benim için olumlu bir durumdu ama her an başka bir iş çıkabilir. O sırada şirket içinde genel bir eposta gönderildi ve içimde farklı bir şey hissettim. Gönderilen eposta da sadece bu sene ağustos ayında zam yapılmayacağı yazıyordu. Zaten şirket içinde ufak tefek sıkıntılar yaşıyordum ama bu son nokta oldu. Sadece iş veya çalıştığım şirket olarak değil asıl en önemlisi kendi hayatım hakkında. 


Aralıklarla da olsa uzun süredir çalışıyordum ve şöyle bir baktığım da ne kariyer anlamında ne de maddi anlamda bir şey edinmeyi başaramamıştım. Bunun birincil sorumlusu tabi ki benim. Sonuçta bulunduğum noktayı benim yaptığım tercihler belirliyor. O halde artık daha farklı ve radikal tercihler yapmanın zamanı geldi diye düşündüm çünkü bu şekilde bir yere varamıyordum. İleride de varacağımı düşünmüyordum. Az birikmiş param vardı ve ne yapabilirim diye düşünürken aklıma hayatımda en çok yapmak istediğim şeyi bu para ile yapabileceğime karar verdim.


Seyahat etmek ve dünyayı görmek. İşim dolayısıyla Türkiye’nin pek çok yerini görme ve gezme şansım olmadı ama bu yıla kadar sadece 10 gün olmak şartıyla Rusya’ya tatile gitmiştim. Ve hayatımda en keyif aldığım 10 gün olduğunu söyleyebilirim. Yani dünyayı gezmeye ve en çok görmek istediğim yerleri görmeye karar verdim. Zaten şöyle bir düşününce ne madden ne de manen yapacak daha iyi bir şeyim yoktu.


İlk başta beni tanıyanlardan iş teklifleri aldım ama genelde aynı iş, aynı şartlarda. Düşünmedim değil çünkü ne olursa olsun ilerisi belli olmayan bir seyahat insana biraz korku veriyor. Ama farkettim ki eğer bu seyahate şimdi çıkmazsam büyük ihtimalle hiç bir zaman çıkamam. Çünkü kazandığım parayı biriktirip maddi bir şey elde etme şansım yoktu. Bunun dışında farklı sebeplerden kariyerimde de büyük ihtimalle ilerleyemeyecektim. Zaten hiç bir zaman azimli ve hırslı bir insan olmadım. Benim için önemli olan huzur içinde yaşamak ve sadece kendi kişisel hayatımı sürdürebilmekti. Bu şartlar altında bunun olmadığını ve her geçen gün sadece kendi sağlığımı bozmakla kaldığımı farkettim. Hem kafa hem de beden. Aşırı kilo almıştım ve huzur sanki benim için ulaşılmaz bir şeydi.


Kasım 2017’de işten çıktım. Yaza kadar dinlenmek, plan yapmak ve sağlığımı geri kazanmak istiyordum. Doğrusu pek başarılı oldum diyemeyeceğim. Bunda galiba son dakika insanı olmamın etkisi büyük ama asıl hedefim Güney Amerika olduğu için arada İspanyolca kursa gittim. Bu yaptığım en olumlu işti. Bol bol kitap okudum, seyahat videoları izledim. Hatta kendimde böyle bir kanal yapabileceğimi farkettim. Benim için biraz yeni ve zor bir mecra gibi gözüküyordu ama deniyorum. Videolarımı hazırladıkça da paylaşacağım.


Seyahatim boyunca nelerle karşılaşacağım, nerelere gideceğim, nasıl seyahat edeceğim gibi sorular hep kafamdaydı. Videoları izliyordum ama sonuçta onlar farklı kişilerdi. Ben hem yaşça onlardan büyüktüm hem de farklı deneyimlere sahiptik. Bu yüzden sadece videolara güvenip iş yapamazdım. Ama benim için asıl motivasyon uzun süredir aslında aynı şeyi iş için tüm Türkiye genelinde yapıyor olmamdı. Tabi ki yurtdışı, farklı ülkeler, farklı kültürler, farklı diller aynı şey değil ama denemeden bilemezdim.


Bunları gözönüne alıp seyahatimi biraz buna göre planladım. Öncelikle Türkiye’ye yakın gidilebilecek yerleri gezecek ve oradan deneyim edinip ona göre ne yapıp ne yapamıyacağıma bakacaktım.



Yabancı dil olarak İngilizcem iyi düzeyde, biraz Rusça, biraz da İspanyolca biliyorum (şimdilik). Bunun bana çok yardımı olacağını düşünüyorum. Hatta seyahatim sırasında Rusçamı ve İspanyolcamı da geliştirmeyi umuyorum.


Gezmeyi ve görmeyi istediğim ülkeler arasında tek vize isteyen ülke Rusya. Doğrusu en çok gezip görmek istediğim de yine Rusya ama ne yazık ki bu kısım zaman limitine takılacak. Kısaca planım şöyle önce Balkanları gezeceğim. Hemen arkasından Ukrayna, Moldova ve Beyaz Rusya. Gördüğünüz gibi acil durumda Türkiye’ye geri dönmesi kolay yerler. Sonrasında Rusya’yı Transsibirya tren hattıyla geçmeyi planlıyorum ama genel rotadan farklı olarak Çin’e değil Rusya’nın Asya ucuna Vladivostok’a gideceğim. Arada tabiki Moğolistan’a uğrayıp Vladivostok’a öyle geçeceğim. .Oradan Güney Kore’ye geçeceğim hemen arkasından Japonya. Böylece Asya kıtasını bitirmiş olacağım ve artık geri dönülmez noktaya ulaşacağım. Seyahatimin bundan sonrası hem daha kolay hem de çok daha ilginç olacak. Asya’dan Güney Amerika’ya geçeceğim ve orada tahminen bir ay kadar İspanyolca eğitim almak istiyorum. Bu ülke çok büyük ihtimalle Kolombiya olacak gibi gözüküyor ama dediğim gibi kesinlikle bir planım yok. Burada dilimi geliştirip ondan sonra tüm kıtayı gezmek istiyorum ta ki Meksika’ya kadar. Ondan sonra ne olacağını şu anda bilmiyorum ve seyahat sırasında başıma neler gelecek en ufak bir fikrim yok. Ama bu işin asıl güzel tarafı da bu herhalde.


Seyahatin asıl zor tarafı yaşanan maddi veya fiziksel zorluklardan ziyade tek başına olmak olacak. Bu saatten sonra arkadaşlarım benimle gelme şansı yok. Ben de birisini bulabileceğimi sanmıyorum. Yani tek başıma sırt çantamı alıp yola çıkacağım. Aynı Asya steplerinden Avrupa ve Anadolu’ya yayılan atalarım gibi bende evimi sırtıma alıp yollara düşeceğim ve kendi yolumu bulmaya çalışacağım.


Seyahatim sırasınca bol bol fotoğraf ve video çekeceğim ve bunları imkan buldukça farklı paltformlardan yayınlayacağım. Ayrıca yazılarımı da günce veya bir günlük gibi burada yayınlamaya devam edeceğim. Biraz üşengeç olduğum için sürekli aynı düzende olcağını sanmıyorum ama elimden geldiğince bilgileri güncel tutmaya çalışacağım. Seyahat boyunca yaşadıklarım, güzellikleri ve zorluklarıyla, fikirlerimi sizinle paylaşmaya çalışacağım. Bu süreçte büyük olasılıkla bende kendimi geliştireceğim.


Doğrusu bu seyahatten özel bir beklentim yok. Tek istediğim mümkün olduğunca yol katedip kendi yolumu bulmak. Pek çok farklı sonuçla karşılaşabilirim. İnsanın sevdiği kişileri ailesini, arkadaşlarını geride bırakması çok zor. Ama bazen kendini yolunuzu bulabilmek için her şeyi geride bırakıp ileri gitmeniz gerekir. Ben bu adımı attım ve ileride ne olacağı konusunda hiç bir fikrim yok. Bu yolculuğu heyecanlı ve ilginç kılanda bu olacak. Gözlerimi kapatıp kendimi uçurumdan aşağıya bırakıyorum, tam bir serbest düşüş. Aslında cesur birisi değilim ama korkmadığın zaman diğerleri seni cesur zannediyor. Benim durumum biraz böyle. Etrafıma bakıp birileri (özel değil, genel anlamda) bir şeyi yapabiliyorsa bunu bende yapabilirim ya da en azından deneyebilirim diye düşünüyorum.


Görmek istediğim başlıca yerler gittiğim ülkelerin meşhur kentlerinden ziyade oraların doğal, tarihi ve kültürel merkezleri. Mesela Patagonya, Machu Pichu, Atacama Çölü, Galapagos Adaları, Antarktika gibi. Elimden geldiğince bilinen ulaşım yöntemlerini kullanmamayı düşünüyorum. Daha çok yürümek, bisiklet sürmek ya da motorsiklet ile gezmek ve olabildiğince etrafım ile temas halinde olmak istiyorum. Seyahatim süresince mümkün olduğunca farklı ve çok insanla tanışmak ve onlarla deneyimlerimizi paylaşmak istiyorum. Hayata bir gezginin gözünden bakmak şimdiden heyyecanlandırıyor, beni.


Şahsen Jules Verne hayranı olarak ve neredeyse tüm kitaplarını okumuş birisi olarak bunu bir büyük macera romanı gibi görüyorum ve baş rolünde olmanın keyfini çıkarmak istiyorum. Umarım ben de bu seyahatim süresince ve belki de sona erdiğinde kendi romanımı yazmış olurum.


Kasım 2017’den şu geldiğim güne kadar yaşadıklarım ve yaptıklarım hakkında konuşmak gerekirse, öncelikle çok kiloluydum ve geçte olsa zayıfladım ve form tuttum. Sonuçta hem benim sağlığım hem de seyahatin sağlığı açısından bunu yapamam gerekiyordu. İki ay kadar hızlandırılmış İspanyolca kursuna gittim. Hem farklı bir deneyim oldu hem de yeni bir dil öğrenmek çok eğlenceliydi. Elimden geldiğince tüm arkadaşlarımla bol bol görüştüm ve vedalaştım. Yanıma neleri alıp neleri evimde bırakacağıma karar verme süreci çok enteresandı. Şu sebeple odama girip nelerin aslında benim için gerekli nelerinse gereksiz olduğunu görünce daha önceleri ne kadar saçma sapan tercihler yaptığımı farkettim. Bundan sonra istesemde gerçekten gerekli olduğunu düşünmediğim bir şeyi alma ve taşıma şansım bulunmuyor çünkü hayatım sırtımdaki çanta olacak ve aynı fazla kilolarım gibi fazla yükleri de taşımanın bana bir faydası değil zararı olacak.



Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme